Şehirler, geçmişten günümüze taşınan soyut ve somut ögelerin birlikteliğinde bir karakter kazanır. Bu ögeler birbirinden bağımsız düşünülemez. Her biri iç içe geçmiştir, soyut ögeler somut ögeleri içerirken, somut ögeler soyut ögelere ev sahipliği yapar. Saraydan kız kaçırma bir hikâye olarak soyut öge iken; sarayın hangi saray olduğu, hikâyenin geçtiği kule ve koridorlar somut ögeyi oluşturur. Bu açından İstanbul başta olmak Türkiye’deki şehirler büyük bir zenginliğe sahiptir.
Soyut ögeler zaman içerisinde değişerek zenginleşebilir. Somut ögeler ise tam aksine oldukları gibi olabildiğince muhafaza edilmelidir. Somut ögeler kapsamıyla coğrafi bölgeleri, mimari yapıları, meydanları işaret eder. Şehir silüetleri, tüm bu soyut somut birlikteliğinin özeti gibidir. Şehirlerin en önemli kimlik unsurunu oluşturur. Yapılacak her yeni yapı, mevcut silüetin doğasına uygun olarak yapılmalı, şehrin karakteri korunmalıdır.

